banner141

Kavramsal Olarak Cemaatler, Tarikatlar ve Terör ile İlişkileri

Sosyolojik anlamda cemaat kavramı, bir fikir ya da inanç etrafında bir araya gelen insan topluluklarını tanımlamak için kullanılır. Ferdinand Tönnies (2000) , cemaat-toplum ayrımı yaparak, insanların cemaatlerde bir araya gelerek bağımsız fert yaşamlarından ayrı grup kimliği altında bir hayat sürdürdüklerini belirtmiştir. Geleneksel örgütlenme biçimi cemaat, modern örgütlenme biçimi ise toplumdur. Modernleşen dünyada, din-devlet işlerinin ayrıldığı laik toplumlarda bireyler dini cemaatlere katılarak yeni bir kimlik, ekonomik açıdan güçlenme ve toplumsal statü kazanma yolunu seçmektedirler. Richard Sennet’in (2002) kamusal alandan dışlanmış insanın yeni sosyal ilişki ağını tanımlarken “ yıkıcı cemaat” kavramı, günümüz dünyasında inşa edilmiş cemaatlerin bulundukları toplumlar için yıkıcı ve kutuplaştırıcı olumsuz etkileri için kullanılabilir. Üyelerinin özgür iradesini hayata geçiremediği, liderlerine koşulsuz biat ettikleri dini cemaatlerin inşa edilmiş bu yapıda devlet iktidarını ele geçirmek için gizli siyasal hedefleri olabilmektedir. Bir toplumda din olgusu merkezi bir konumda ise, dine dayalı örgütlenmeler maddi açıdan güçlendikten sonra siyasi açıdan iktidarı kontrol edebilen bir yapıya dönüşebilmektedirler. İslami dini cemaatlerin hepsi için genelleme yapılması mümkün olmasa da bazı örnekleri mevcuttur. Mehdi kavramı çerçevesinde küresel otorite olmak önem kazanabilir. Siyasal iktidarı ele geçirmek için izlenen yöntemlerden biri de terör faaliyetleri olabilmektedir. Yeni dinsel hareketler dünya genelinde farklı ülkelerde ortaya çıkarken, geleneksel yapının özelliklerinden faydalanırlar. Kült oluşumlar (Barker, 1999:20) olarak da adlandırılan bu tarz dinsel hareketler, Max Weber’in karizmatik lider tipolojisine uygun kült lider olarak kendisine bağlı cemaat üyelerinin ekonomik ve sosyal yaşamını belirlemektedir. Cemaat kült haline getirilmiş lider tarafından yapay olarak inşa edilmiş topluluktur. Dinsel yapı olarak görülmesine rağmen dine ait kutsal kitaplardan çok yazılmış eserleri (risaliye gibi) temel almaktadır. Cemaatin kendini din olarak nitelendirir hale gelmesi toplum içinde yıkıcı sorunlara neden olabilir. Aslında cemaatler yeni din icat eden kurumlar olarak görülmektedirler. Cemaat popülizmi geniş kitlelere yayılmış olan cemaatin üyelerini tanımlamak için kullanılır. Sivil toplum kuruluşu olarak görülmesi için, bir dini cemaat şiddetten uzak, lidere bağımlı olmadan gönüllük esasına dayalı, devletle ilişkisi olmayan, kendi kendisini finanse eden bir yapıda olması gerekir. Devletlerde dini cemaatler denetimsiz olamaz. Kişi merkezlilik, liderin her dediğini yapma, liderin her şeye karar veren yapıda olduğu cemaatler sivil toplum kuruluşu sayılamaz. Bu durum gönüllük ve ortak katılma esaslarına zarar vermektedir. Öz eleştiri mekanizmasının işlemediği bu tarz örgütlenmeler piramit şeklinde hiyerarşik yapılara dönüşmektedir. Piramidin üst ve dar kısmı lider ve en yakınındakiler olarak o cemaatin güç merkezini oluşturmaktadır. Tarikat bir okul gibi tasavvuf ilminde Allah’a ulaşmak için dünyevi yaşamdan vazgeçme, sabır ve ibadet ile yaşamını sürdürme yolu olarak nitelendirilmektedir. (İslam Ansiklopedisi [web]) Kapalı bir ilişki ağı içerisinde bulunan tarikatların başında bir dini âlim Şeyh bulunmaktadır. Tarikatlardan farklı olan cemaatlerde dini lider bulunmaktadır. Tarikatta şeyh –mürit ilişkisi öğreten-öğrenen konumunda belli seviyeleri aşarak manevi açıdan yükselme sağlar. Cemaatlerde ise parasal destek veren zengin iş sahipleri cemaatin hiyerarşik yapısı içerisinde en üst konumlarda bulunabilirler. Cemaat daha çok dayanışma, birlik ve beraberlik çerçevesinde hareket eden sivil toplum kuruluşları görünümündedirler. (Ulaş, [web] 2016) Tarikat cemaatleri kavramı o tarikata bağlı insan toplulukları anlamında kullanılmaktadır. Kapalı biçimde şeyhin emirleri ve düşünceleri etrafında yaşamaya çalışan insan toplulukları olan tarikat cemaatleri esma (zikir) yolunu esas alanlar veya cezbe yoluyla Allah’a ulaşmaya çalışanlar olarak ikiye ayrılır. ( Tatlılıoğlu, 2009: 112) Tarikatın kurucusu “Pir” olarak nitelendirilirken, şeyhler doğrudan ya da dolaylı olarak Pir’den el almış kişilerdir. Her pirin kurduğu tarikatın şeyhleriyle birlikte bir soy ağacı bulunmaktadır. İslam dininde 12 büyük tarikat bulunmaktadır; Abdulkadir Geylani Kadiriye tarikatı, Ahmet Yesevi - Yeseviyye tarikatı, Necmedduin el Kübra -Kubraviyye Tarikatı, Ebul Medyen Bin Hüseyin - Medyeniyye Tarikatı, İbrahim Ed Desuki - Desukiyye tarikatı, Şeyh Ahmet BedeviBedeviyye tarikatı, Ebul Hasan Takuyyiddin Ali bin Abdullah eş Şazeli -Şazeliyye tarikatı, Mevlana Celaluddini Rumi- Mevlevilik, Sa'duddin Muhammed el Cebbârî -Sa’diyye tarikatı ve Muhammed Bahauddin Nakşibendi- Nakşibendi tarikatı yer almaktadır. (Tatlılıoğlu, 2009: 115-116) Cemaatler yeni bir İslami hareket olarak siyasal, iktisadi, ekonomik ve uluslararası yapılara dönüşebilmektedirler. Siyasi parti kurarak seçimlere katılanlar olduğu gibi kendi üyelerini çeşitli siyasi partiler içerisine üye yaparak etkin olmaya çalışan cemaatler bulunmaktadır. Her alanda etkin güç olmak isteyen cemaat için şiddete başvurma siyaseti ele geçirme açısından önem taşımaktadır. FETÖ terör örgütü, yukarıda açıklanan kavramlar açısından incelendiğinde dini bir tarikat cemaati değildir. Dini kısmı sadece Fethullah Gülen’in mesleğinin vaiz olması, dini konularda yayın yaparak kendi liderliği çevresinde bir cemaat yapılanması meydana getirmesidir. On iki temel tarikattın hiçbir pirinden el almamış, şeyhlik mertebesine ulaşmamıştır. Eğitim seviyesi ilahiyat fakültesi düzeyinde olmadığından akademik bir dini düşünür olarak da görülmesi mümkün değildir. Kendini, eğitim alanında okullar açarak “ Hizmet Hareketi lideri”, “ Sivil Toplum Kuruluşu” gibi göstermesi de kendi liderlik kültü etrafında hiyerarşik bir örgütlenme yapısı oluşturduğu, gönüllük esasından çok itaat usulüne dayalı, eleştiriye açık olmayan, bireylerin sosyal, ekonomik statülerini belirleyen nitelikte olması dolayısıyla sivil toplum kuruluşu olarak görülemez. Kendi görüşlerinden yola çıkarak oluşturduğu bir “ devlet modeli” bulunmaktadır. Kendi düşüncelerine uygun eğitimle inşa edeceği “ Altın nesil “ üzerinden, Farabi’den alıntı yaptığı, tek adam yani faziletli, adil bir devlet adamı yönetiminde bir “ fazilet devleti “ kurmayı yayınlarında belirtmiştir. (Hançerlioğlu, 1970: 78) Amerikan düşünce kuruluşu RAND Corporation tarafından ortaya atılan radikalizme karşı mücadele olarak belirlenen “ Ilımlı İslam “ projesinin sivil diyalog çerçevesinde ılımlı ve barışçıl bir şekilde dünya çapında hayata geçirilmesinde öncü rolü üstlenmeye çalışmıştır. (Rabasa, Benard, Schwartz and Sickle, 2007: 65-73) Radikal aşırıcıların batı yaşam stili ve siyasi demokratik yapısını reddederken, Ilımlı İslam’a inanan kesimlerin batıya karşı daha hoşgörülü, İslami modernleştirmek ve dünya çapında küresel modernleşmenin bir parçası haline getirme çabalarını hayata geçirmek istemiştir. Uluslararası alanda yapılan yayınların başlıkları, Ilımlı İslam kavramına uygun yayınlar olarak çıkarılmıştır. RAND düşünce kuruluşu bu projenin potansiyel partnerleri olarak laik kesimleri, liberal Müslümanları, ılımlı gelenekselciler ve sufileri öngörmüştür. FETO örgütü kendi örgütlenme yapısı nedeniyle toplumun laik ve sufi taraflarını ne de liberal demokrasiyi temsil etmemektedir. Laiklik karşıtı faaliyetlerinden dolayı 28 Şubat’ta hakkında yargı kararı çıkartılmıştır. Batının tüm kurumlarını benimsemenin devlete zarar verdiği görüşlerinden yola çıkarak Ilımlı gelenekselci kategorisinde yer aldığı düşünülebilir. Yine raporun öngördüğü Ilımlı İslam’ın karakteristik özellikleri demokrasi, kadın ve dini azınlıklara saygı, terör ve illegal suç faaliyetlerinde bulunmama FETO örgütü için günümüzde kabul edilebilecek unsurlar değildir. Tek adam liderliğine dayalı İran’ın Sünni versiyonu devlet yönetimi anlayışı, kadınların “ bacılar “ görevleri dışında hiçbir söz sahibi olmaması, Ermeni ve Hıristiyan cemaat mensuplarına yönelik suikastlar ( Trabzon Rahip Santoro cinayeti, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ermeni Hrant Dink suikastı gibi), haraç sistemi ve terör faaliyetleri, Said Nursi liderliğindeki batı kültürü ve yaşam tarzına tepki gösteren Nurculuk hareketinin bir kolu olarak kendini görmesi ( yani demokrasi karşıtlığı) RAND tarafından, “ Ilımlı İslam “ projesi için yanlış seçilmiş bir İslami cemaat olduğunu ortaya koymaktadır. Zygmount Bauman (2000) Post modern kabileler olarak adlandırdığı bu tip cemaatler, modern ve geleneksel toplumlarda ön planda olan aile, akraba ve aşiret gibi kuvvetli ilişkiler yerine bireylere ontolojik güvensizlikten çıkarıp ve yeni sosyal ağlar yaratırlar. Post modern toplumda yalnızlaşan birey kendini bu tarz cemaatler içerisinde tutundurarak grup kimliği kazanmaktadır. Gülen’in liderliğindeki FETO’nun bu tarz yapıdan tek farkı birçok zorlayıcı kurala sahip olmasıdır. Aynı zamanda yetki dağılımında liyakat yerine grup çıkarına uygun nepotizm uygulamaları esastır. FETÖ örgütü dünyadaki birçok dini cemaatle de benzerlikler göstermektedir. Katolik kilisesine bağlı tarikat olan Cizvit kendi kurduğu eğitim kurumlarıyla devlete insan kaynağı yetiştirmektedir. FETÖ de eğitim kurumları aracılığıyla lideri Gülen’in bir videosunda değindiği gibi Türk Devleti’nin kılcal damarlarına kendi insan kaynağını yerleştirmiştir. Örgütün merkezinde her cemaat üyesinin erişemediği, sırlarını bilemediği dar kadrolu yürütme merkezi, İspanya’da sıradan bir papaz tarafından kurulan antikomünist Opus Dei Katolik örgütüne benzemektedir. Vatikan dışında Papa’ya gizlice destek olan Katolik iş adamlarından oluşan örgütün, 600 medya kuruluşu ve birçok okulları mevcuttur. Dünya çapında farklı ülkelerde en üst siyasi kademelerde üyeleri bulunan örgütün eğitim-medyaekonomi yapılanması ile uluslararası bağlantıları yönünden FETÖ ile benzerlik taşımaktadır. (Danzikyan [web] 2016) Dünya çapında dinle ilgili cemaatlerin terör faaliyetlerine örnek olarak Neo- Nazi, Yahudi karşıtı Aryan Nations; ABD’de bulunan Neo-Nazi beyaz ırkçı Aryan Cumhuriyetçi Ordusu, ABD çeşitli suçlara karışmış Tanrı’nın Ordusu, çok kültürlülüğe, Yahudi karşıtlığına dayanan Phineas Rahipleri, Baptist rahiplerin kurduğu Sözleşme, Kılıç ve Tanrı’nın Ordusu din temelli terör örgütleri verilebilir. Hıristiyan din adamlarının liderliğinde milliyetçi ve ırkçı görüşler ekseninde terör faaliyetlerinde bulunan dini gruplar olarak nitelendirilebilirler.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Binali şimşek
Binali şimşek - 1 yıl Önce

Bu güzel kardeşimiz bilimsel makale tadında müthiş bir safsata ortaya koymuş.
Tebrik ederim bu bile bir seviye gerektirir.

Ercüment Bekiroğlu
Ercüment Bekiroğlu - 9 ay Önce

Kavramsal olarak cemaat nedir? Dursun... Cemaat bir "kavramsal" mıdır? Aforizma kasmana ne gerek var? biz seni biliriz, kendinden farklı biri olarak karşımıza çıkma, Çamoluklu ol.

banner155