banner80

banner87
29 Nisan 2017 Cumartesi

Neden HAYIR Demeliyiz?

14 Nisan 2017, 20:39
Neden HAYIR Demeliyiz?
Murat Köse
 
Kıymetli Çamoluklular…
Yazımın başlığında kullandığım ifade sebebiyle, önyargıya kapılmayın lütfen… En nihayetinde
bizler aynı coğrafyanın, aynı toprakların insanıyız. Her şart ve durumda biriz, beraberiz…
Hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım; birbirimize olan saygı ve sevgimizi yitirmemeliyiz.
Doğru; çoğu zaman tek olsa da siyasi konularda göreceli olabilir… Bu sebeple, yazdıklarımı
kimse kendi fikrine karşı açılmış bir savaş olarak algılamasın.
Daha evvel yazmak isterdim aslında lakin iş hayatındaki yoğunluk sebebiyle bu tür yazılara
fazlaca vakit ayırma imkânımız olmuyor. Referanduma iki gün kala böyle bir yazı kaleme
almak risktir aslında… Sebebine gelince; hem bir görüşü savunacağım hem de referandum
sonucuna yönelik tahminimi sizlerle paylaşacağım. Böyle zamanlarda araştırma şirketleri bile
tahmin açıklamaktan kaçınırlar çünkü işin sonunda yanılmak da var.
GELELİM NEDEN “HAYIR” DEMEMİZ GEREKTİĞİ KONUSUNA…
2002 yılında MHP iktidarda iken Devlet Bahçeli seçim kararı aldığında; Ülkü Ocakları Kocaeli
Üniversitesi Bölge Başkanı olarak görev yapıyordum. Açıkçası seçimlerden hiç umutlu
değildim ve MHP’nin DSP ile yapmış olduğu koalisyon sürecinde yıprandığının farkındaydım.
Meral Akşener 2002 seçimlerinden MHP’den Kocaeli 1. Sıra adayı olarak seçimlerde yer
alıyordu. Üniversite teşkilatı olarak seçim koordinasyonunu biz üstlenmiştik. Sayın Akşener
ile başarılı bir kampanya süreci geçirdik ve Kocaeli’de iyi bir oy oranı yakaladık fakat ülke
genelinde barajı aşamadığımız için meclis dışı kaldık.
Evet, 2002 Kasım ayında Türkiye yeni bir heyecanı yaşıyordu. Parlak geçen Özal döneminin
ardından yıllar sonra ilk kez tek parti iktidarının heyecanı vardı sokaklarda… Nitekim benim
de Belediye Başkanlığı döneminde yaptığı icraat ve konuşmalardan dolayı sempatiyle
baktığım bir politikacının partisi önemli bir zafer kazanmıştı. Her şeyden evvel; uygulamış
olduğu ekonomi politikalarıyla “Denk Bütçe” oluşturmayı başaran, D8’i kurup Türkiye’ye
global çapta yeni bir rol hazırlayan Rahmetli Necmettin Erbakan’ın talebeleriydi iktidara
gelenler… Yolsuzluk ve yoksullukla mücadele edeceklerini vadediyorlardı. Bu sebeple
kaybettiğimiz bu seçime çok da üzülmemiştim, ne yalan söyleyeyim… Özellikle Kocaeli
sokaklarında tesettürlü ve başı açık giyimli hanımefendileri, uzun saçlı ve küpeli üniversite
öğrencileriyle muhafazakâr kesimi bir arada sevinirken gördüğüm için ümitlenmiştim.
Tüm süreçleri tek tek burada yazmamız imkansız lakin özetleyerek değinmek istiyorum…
2002 – 2007 yılları arasında Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Ak Parti hükümeti; bir
maestro gibi yönetti ülkeyi… Lakin bunda Milli Görüş geleneğinden gelen kadroların katkısı
çok büyüktü. Özellikle Refahyol döneminin Maliye Bakanı Abdüllatif Şener başta olmak üzere
Ertuğrul Yalçınbayır, Mehmet Ali Şahin ve Ali Coşkun gibi isimlerin önemli katkılarının olduğu
bu hükümet sürecinde; Ali Babacan, Recep Akdağ, Hilmi Güler gibi genç isimler de halkın
politikacılara karşı olan negatif bakışını pozitife çevirdi. İlk 5 yıllık dönemde her ne kadar
“Milli Görüş Gömleğini Çıkardık” deseler de; 58’inci (Başbakan Abdullah Gül) ve 59’uncu
(Başbakan R. Tayyip Erdoğan) hükümetlerde Milli Görüş’ün hakkaniyetli etkilerini gördük.
İLK ÇATLAK ve İLK YANILGI: 1 MART TEZKERESİ
Ak Parti’nin “Milli Görüş” gömleğini gerçek anlamda çıkarma hamlesi; 1 Mart Tezkeresi
meclisten geçmeyince yapıldı. Milli Görüşçü vekiller tezkereye HAYIR demişti. Tayyip
Erdoğan, işte o gün Milli Görüşçü vekillerle aynı yolda yürüyemeyeceğini anladı. Zamana
yayılarak bu vekiller partiden uzaklaştırıldı. O gün tezkereyi canla başla savunan Erdoğan,
yanılıyordu! Çünkü o tezkere geçseydi; Irak’taki işgale, katliamlara ve tecavüzlere ortak
olacaktık. Kuzey Irak’ta Kürt devleti çoktan kurulmuş olacaktı. Çünkü ABD bizim
topraklarımızdan, yani kuzeyden Irak’a girseydi; K. Irak’ta Türkmen ve Arap varlığı tamamen
yok edilecek, bölge Kürtleştirilecekti. “Tezkere geçseydi Irak’ta söz sahibi olacaktık”
teranelerine sakın ola kanmayın. Ki o zamanki sağduyulu vekiller sayesinde, suça ortak
olmaktan kurtulduk.
İKİNCİ YANILGI: ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARI
Ben devletin ticaret yapmasına her daim karşı olmuşumdur, çünkü devlet tüccar değildir. Bu
sebeple; önceliğin “Zarar eden KİT’lerde” olması kaydıyla, özelleştirmeyi o dönemlerde
savunuyordum. Lakin böyle olmadı… Devletin sırtında kambur olan, sürekli zarar eden
kurumları elden çıkartmak yerine; ülkenin değerli kurumları satışa çıkartıldı. ERDEMİR,
TÜPRAŞ, TÜRK TELEKOM, SEKA, PETKİM gibi gözde şirketler yok pahasına elden çıkarıldı.
Demir çelik sektörünü yakından tanıdığım için ERDEMİR’den örnek vermek istiyorum. O
dönem Tayyip Erdoğan ERDEMİR’i yabancılara satmak istiyordu. (Kendi ağzından bunu beyan
etmiştir) Lakin OYAK devreye girdi ve en yüksek teklifi vererek ERDEMİR’i 3.1 Milyar Dolara
satın aldı. Bu rakamın içerisinde Ereğli Demir Çelik Fabrikası, İskenderun Demir Çelik
Fabrikası, fabrikalara ait limanlar ve cevher yatakları da yer alıyordu. Ki bu fabrikalar kar eden
fabrikalardı. OYAK o dönem 3 yılı geri ödemesiz toplam 10 yıl vadeli kredi kullanarak bu
satınalmayı gerçekleştirdi. Daha aldığı kredinin taksitlerini ödemeye başlamadan da (3 yıl
içerisinde) 3.2 milyar dolar kar elde ederek fabrikaları bedavaya getirdi. Bugün ERDEMİR
Grubu’nun (İSDEMİR Dahil) piyasa değeri en az 15-20 milyar dolardır. Diğer kurumlarda da
durum bundan farklı değil… Yani kısacası Sayın Erdoğan’ın beğenmediği önceki iktidarların
döneminde; devletin dişinden tırnağından artırarak kurduğu bu fabrikalar yok pahasına elden
çıkarıldı. Sayın Erdoğan eski iktidarları ve koalisyonları beğenmiyor lakin bugün bir TÜPRAŞ ya
da ERDEMİR kurup inşa edin desek yapabilir mi? Sadece bu iki kuruluşun piyasa değeri
neredeyse 50 milyar dolar… Var mı devletin nakit 50 milyar doları? Diğer kurumlardan
bahsetmek dahi istemiyorum. İşte bu özelleştirme politikaları yüzünden Abdüllatif Şener ile
Tayyip Erdoğan ters düşmüştür. Diğer anlatılanlar tevatürdür… Bugün görüyoruz ki yanılan
Şener değil, Erdoğan’dır…
ÜÇÜNCÜ YANILGI: KUTUPLAŞTIRMA POLİTİKASI VE GÜÇ ZEHİRLENMESİ
2002 – 2007 arasındaki hoşgörülü Erdoğan, yerini yavaş yavaş sert söylemleriyle
kamplaşmalara yol açan bir profile bırakmaya başladı. Uzlaşan yönünü geri plana atıp dilini
sertleştirmeyi tercih etti. Hâlbuki onu ilk olarak iktidara taşıyan hoşgörülü ve yumuşak
diliydi… Sertleştikçe güçleneceğini, büyüyeceğini düşündü ama öyle olmadı. Ülkede kendisine
oy vermeyenlerde kin ve düşmanlık duyguları belirmeye başladı. “Erdoğan Düşmanlığı” bu
zamanlarda ortaya çıktı. Daha önce rahmetli Türkeş’ten, Erbakan’dan, Özal’dan, Demirel ve
Ecevit’ten duymadığımız kaba ifadeleri miting meydanlarına taşıdı. Siyasi arenadaki
rakiplerine “Şerefsiz, Müfteri, Ahlaksız, Korkak, Alçak” gibi ifadeler kullanmaya başladı.
“Bunlar Sivas’ın ötesine geçemez” diyerek tahrik edildi. Aslında bu cümle Ak Parti ve Sayın
Erdoğan’ın ayıbıydı. Kendisinin tek başına iktidar olduğu bir ülkede, muhalefet lideri Sivas’ın
ötesine güvenlik sebebiyle geçemiyorsa; bu muhalefetin değil devletin kolluk güçlerini
kontrol eden hükümetin eksikliğiydi.
DÖRDÜNCÜ YANILGI: FETULLAH GÜLEN CEMAATİ (FETÖ)
Şimdi bazılarınız FETOŞ, FETÖ gibi ifadeler yerine Fetullah Gülen ifadesini kullandığım için
beni eleştirebilir. Lakin ben o yıllarda da “Fetullah Gülen” olarak adlandırıyordum o şahsı…
Ve neredeyse tüm Ak Partili dostlarım “Muhterem Hocaefendi’ye neden ismiyle hitap
ediyorsun?” diyerek beni eleştirirlerdi. Trajikomik bir durum aslında bu değil mi?
İŞ DÜNYASINDA FETÖ’NÜN ÖNÜ AÇILDI
İlk olarak TÜSİAD başta olmak üzere ülkemizdeki birçok sivil toplum kuruluşuna muadil
olarak Fetullahçı dernekler ve oluşumlar kuruldu. Fitnenin finans kaynağı TUSKON başta
olmak üzere FETÖ’cü bu tür örgütlerin ve şirketlerin yüzde 90’ı 2002 yılından sonra Ak
Parti’nin ve Sayın Erdoğan’ın destekleriyle kuruldu. Önce sermayenin yönü değiştirildi. Artık
ihaleler KOÇ, SABANCI ve benzer şirketler yerine ALBAYRAK, ÇALIK gibi yandaş şirketler
tarafından alınmaya başladı. Ne olmuştu peki? Birden bire bu gruplar bu kadar büyük paraları
nereden bulmaya başlamıştı? Hani adil olacaktık? Hani diğerlerinin yaptığını yapmayıp,
sadece kendimizden olanları değil herkesi el üstünde tutacaktık? Dediğim gibi önce paranın
yönü değişti.
BAKANLIKLAR VE DİĞER DEVLET KADEMELERİNDE FETULLAHÇILAR ARTTI
Ulaştırma, Çevre – Orman ve Şehircilik, Maliye, Enerji gibi bakanlıklar daha çok Tayyip
Erdoğan’a yakın isimlerin kontrolünde olduğu için FETÖ bu bakanlıklara fazlaca giremedi.
Ama Milli Eğitim, İçişleri, Adalet ve Milli Savunma gibi; İş dünyası açısından önemsiz lakin
“MİLLİ DEVLET” için son derece stratejik olan bu bakanlıklarda Fetullahçılar bir ur gibi büyüdü
ve yayıldı. Bu bakanlıklar yeterince kontrol edilmedi. Peki neden? Neden önemsenmedi?
Bunun cevabını sizlere bırakıyorum.
TSK’DA FETULLAH GÜLEN ETKİSİ ARTTIRILDI
1983 – 2002 yılları arasında TSK’dan 600 civarında kişi “İrticai Faaliyet” sebebiyle ordudan
ihraç edildi. 2002 – 2016 yılları arasında tek bir kişi dahi TSK’dan benzer sebeple ihraç
edilmedi. Konuyla ilgili olarak eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un bir açıklaması vardı:
“Bu ülkede hiç kimse namaz kılıp oruç tuttuğu için, dini vecibelerini yerine getirdiği için
TSK’dan ihraç edilmemiştir. Böyle olduğunu iddia eden ve başkaca sebep olmadan ordudan
atılan biri varsa bana gelsin, kişisel olarak tüm mağduriyetlerini gidermeye hazırım” demişti.
TSK VE MİT ARASINDAKİ BAĞ ZAYIFLADI
TSK’dan ihraçlar o dönemlerde şu şekilde oluyordu: MİT Müsteşarları asker kökenli oldukları
için TSK ve MİT arasındaki uyum üst düzeydeydi. TSK’dan ihraç edilen 600 personelin
neredeyse tamamına yakını Fetullah Gülen Cemaati ile ilişkili olduğu için ordudan
uzaklaştırılmıştı. Kurmaylık süreçlerinin başında ordudan atılıyorlar, yükselme imkanları
ortadan kaldırılıyordu. AK Parti ile birlikte MİT Müsteşarları asker kökenli olmaktan çıkarıldı.
2002’den sonra TSK’ya Fetullah Gülen ile ilişkisi olduğuna dair tek bir personelin dahi
istihbaratı ulaştırılmadı. Bu sebeple TSK ihraç işlemi yapamadı. 14 yıl boyunca TSK’da
yükselişleri sürdü ve ağırlıklı olarak Albay ve Tuğgeneral seviyesine kadar yükseldiler. “Canım
bu adamlar 40 yıldır ordunun içinde” diyenler; öyle olsaydı eğer, içlerinde sadece bir
Orgeneral ve iki – üç tümgeneral olmazdı. (Bunların da tamamı sonradan devşirmedir)
Kısacası biz o yıllarda bunların ne mal olduğunu defalarca dile getirmemize rağmen kendimizi
dinletemedik. Ve maalesef neredeyse tüm Ak Partililer Fetullah’ı ilahlaştırdı, ona inandı. O
zamanlarda yanılan biz değil, yine ERDOĞAN ve AK Partililer oldu.
BEŞİNCİ YANILGI: ERGENEKON VE BALYOZ KUMPASLARI
Ben yine mevcut iktidarın kökeni Milli Görüş’e dayandığı için Rahmetli Erbakan’ın Ergenekon
ve Balyoz Kumpasları hakkında yaptığı açıklamalarla konuya giriş yapacağım. Kumpas
soruşturmalarıyla ülkenin vatansever ve milli subayları tutuklanmaya başladığı günlerde
Merhum Erbakan NTV’de bir söyleşi verdi. O söyleşideki ifadeleri aynen aktarıyorum: “Bugün
Ergenekon gibi uydurma davalarla hapse attıkları subayların tamamı Amerikan karşıtı, Milli
ve Vatansever subaylardır. Yanlış yapıyorlar, birilerinin aklıyla hareket ediyorlar” demişti.
Sayın Erdoğan oralı dahi olmadı. Yine Sayın Erdoğan’ın ve Ak Partili seçmenlerin ağır
cümlelerle hitap ettiği Kılıçdaroğlu, yapılanların yanlış olduğunu dile getiriyordu. Bugün
MHP’nin muhalif kanadında yer alan ve çeşitli kumpaslarla partiden ihraç edilen Ümit Özdağ
ve Meral Akşener gibi isimler şiddetle karşı çıkıyordu. Erdoğan ve Ak Partililer oralı bile
olmadı!
TÜRK MİLLETİNİN ORDUSU LAĞVEDİLİRKEN KİMSENİN SESİ ÇIKMADI
Bizler, yani milliyetçiler yanlış yapıldığını söyledikçe üstümüze geliniyordu. “Askeri vesayet
kırılıyor” yalanıyla bir milletin ordusu göz göre göre lağvediliyordu. İnsanlara öylesine alçakça
iftiralar atılıyordu ki; çoğu gururuna yediremeyip intihar etmeyi seçmişti. Yarbay Ali Tatar,
kızının odasının karşısında kafasına sıkarak canına kıydı. Çünkü onlar askerdi, şerefli ve
haysiyetli insanlardı! Kimisi hapiste şehit oldu, kimisi içeri girerken hamile olarak ardında
bıraktığı eşini kaybetti. Kimisi yeni doğan bebeğini okula başlama yaşı geldiğinde kucağına
alabildi. Bunlar olurken o kumpas davalarına sahip çıkıldı. “Bu davaların Savcısıyım” dendi.
Tüm Ak Partililer alkışladı, alkışladı, alkışladı…
İşte o dönemlerde Genelkurmay Atama Daire Başkanlığı Fetöcü namussuzların eline geçti.
Kimse buna ses çıkarmadı! 3 senede bir terfi alacak adamlar yılda, iki yılda bir terfi almaya
başladı. Ordunun en kritik noktalarına bu namussuzlar getirildi ve yine ses çıkaran olmadı.
Kıymetli Ak Partililer o dönem alkışlamakla yetindi yaşananları… Yahu bu ülkede ALBAY
LEVENT GÖKTAŞ gibi bir adam terörist ilan edildi ve hapse tıkıldı. Bu yazıyı okuyanlar
internette gezinmeyi biliyorlar… Google’a “Albay Levent Göktaş Kimdir? diye yazın ve okuyun
bakalım… Türk Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın kurucularından, 3 tane üstün cesaret ve
feragat madalyası sahibi, vücudunda onlarca şarapnel parçasıyla yaşayan, Kandil’e sızıp bilgi
toplayan ve daha burada niteliklerini sayamayacağım o kahraman terörist ilan edilirken
kimsenin gıkı çıkmadı bu ülkede!!! Bırakın Türkiye’yi, Dağlık Karabağ’da Azerbaycanlı
kardeşlerimizle omuz omuza çarpışan Engin Alan Paşa bu ülkede hain ilan edilirken kimsenin
sesi çıkmadı!!! Yahu bu ülkenin Genelkurmay Başkanı hapse tıkıldı, ne oluyor diyen olmadı
bizden başka!!! Sonuçta ne oldu? Biz gene haklı çıktık, Erdoğan ve Ak Partililer gene yanıldı!
ALTINCI YANILGI: ÇÖZÜM (İHANET) SÜRECİ
Çözüm (İhanet) Süreci bana göre FETÖ ile birlikte Sayın Erdoğan’ın en büyük yanılgısıdır. Her
şeyden evvel o süreçte sadece Türk milletine değil, yıllarca Güneydoğu’da PKK baskısına
rağmen devletin yanında duran Kürt vatandaşlarımıza da ihanet edilmiştir. Çünkü devletinin
yanında olan Kürtler ihanet sürecine kadar Apo’yu, PKK’yı ve HDP’yi Kürtlerin temsilcisi
olarak görmüyorlardı. Evleri basılıyordu, çocukları katlediliyordu ama onlar boyun
eğmiyorlardı. Ellerinde keleşle kafa kafaya PKK ile mücadele eden bu kardeşlerimize; Erdoğan
önderliğindeki Ak Parti bir gün döndü ve şunu dedi: “Kürtlerin sorunlarını çözeceğiz, Apo ve
PKK ile oturup sorunu halledeceğiz” Bizden önce vatansever Kürtler şaşırdı bu işe! “Biz onları
yıllardır temsilci olarak görmeyip reddettik, şimdi devlet bize zorla onları temsilci yapıyor”
dediler. “Madem devlet onları bize dayatıyor, kraldan çok kralcı olmanın da manası yok”
diyerek “Milli” olmaktan vazgeçtiler!
TSK’NIN OPERASYON İZİNLERİ VALİLERE BAĞLANDI
TSK’nın operasyon yapma izinleri ilgili komutanlıklardan alınıp Valilere verildi. İhanet
sürecinde yaklaşık 900 kez operasyon için valiliklerden izin isteyen TSK’ya yalnızca 8 kez izin
verildi!!! Geriye kalan yüzlerce olayda PKK şehirlerimize bomba yığınağı yaptı, tüneller inşa
etti, yollara mayınlar döşedi. Bazı kesimler kalkıp yollara döşenen bombaları belediyelere
bağladı. Yahu şehirlerarası yollara da mı belediyeler bakıyordu? Karayollarının ihale verdiği
müteahhitler değil miydi o yolların sorumluları? Bombalar asfaltın altına döşenmişti…
Geçenlerde sevdiğim bir ağabeyim Tweter’dan şöyle bir soru sormuş: “Yıllardır terörle
mücadele eden ülkemde neden önceleri asker dizileri çekilmezken, şimdilerde bu diziler
artmaya başladı?” Ben de kendisine şu cevabı verdim: “Ağabey, çözüm sürecine zarar veriyor
diye TRT’de yayınlanan Sakarya Fırat dizisini bile kaldırdı AK Parti hükümeti… Kurtlar Vadisi
Terör Dizisinin çekilmesine bile izin vermedi. Askerlerimiz terörist ilan edildi. Çok şükür 17-25
Aralık olaylarından sonra masum oldukları anlaşıldı. Kaç yıldır Türk milletine Ordu özü gibi
gösterildi. Şimdi kıymetleri anlaşıldı” dedim. Düşünün ki askeri öven, PKK’yı lanetleyen diziler
bile yayınlanamadı bu ihanet sürecinde… Varın siz gerisini düşünün. Peki biz ne dedik o
dönemlerde? PKK silah falan bırakmaz dedik, onların derdi Kürt sorunu değil onların derdi bu
ülkeyi bölmek dedik. PKK Kürt halkının temsilcisi değil, küresel bir suç şebekesi dedik.
Milyarlarca dolarlık silah ve uyuşturucu piyasasını kontrol eden bu namussuzların derdi
başka, gelin vazgeçin bu işten dedik. Peki, Sayın Erdoğan ve Ak Partililer ne dedi? “Bunlar
kandan, şehit cenazelerinden besleniyorlar” dedi. 7 Haziran 2015 seçimlerinde iktidar
başarısız olunca ihanet sürecini rafa kaldırdı ve büyük operasyon başladı. Bu sefer de şunu
dediler: “30 yıldır girilemeyen yerlere girdik” Yahu İhanet sürecinden önce bu ülkede kaç
bomba patlatabildi PKK? Kaç yola tonlarca patlayıcı döşeyebilmişti ki? Sonuçta kim haklı
çıktı? Biz haklı çıktık, Erdoğan ve Ak Partililer her zamanki gibi yanıldı!
YEDİNCİ YANILGI: 2010 YILI REFERANDUMU VE ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİ
2010 yılında yapılan referandumda Anayasamızda bulunan 26 farklı madde değiştirildi ve
paket şeklinde halkın oyuna sunuldu. O zaman millete sadece şu iki konu empoze edildi.
“Cumhurbaşkanını bundan sonra halk seçecek ve darbeciler yargılanacak” Meydanlarda
sadece bu gündeme getirildi. Bizim beceriksiz muhalefetimiz de çıkıp demedi ki “Yahu
arkadaş kalan 24 maddeden neden bahsetmiyorsunuz?” Hâlbuki o referandum 17 – 25 Aralık
ve 15 Temmuz Darbe girişimlerine sebep olacaktı. Ve yine bizler o zaman HAYIR dedik.
Bugünkü gibi anlattık. Yargı Fetullahçıların eline geçecek, istedikleri adamı istedikleri yerlere
atayacaklar dedik ama dinletemedik. O zaman Fetoş TV’ye çıkıp şu sözleri söyledi: “Bu
referandum öyle önemli ki, gerekirse mezardan kalkıp oy kullanmak lazım” dedi. Biz ne kadar
bağırıp sesimizi duyurmaya çalıştıysak da olmadı. Ne Erdoğan ne de Ak Partililer bizi duydu.
Fetoş gibi Vaizlik sınavını bile kazanamamış bir Ucube hepsini kandırdı ve 2010
referandumundan Evet çıkınca tüm yargıyı ele geçirdi.
HANİ DARBECİLER YARGILANACAKTI?
Meydanlarda o zaman “Darbecileri yargılayacağız, bundan sonra kimse darbe yapmaya
cesaret edemeyecek” dediler. 80 ihtilalinin mimarları Tahsin Şahinkaya ve Kenan Evren’den
tek bir kıl dahi koparamadılar. Hadi onları geçtik; yahu 28 Şubat’ta Erbakan Hoca’yı deviren,
İslam’a ve Müslümanlara karşı yapmadıkları pislik kalmayan, o zamanki siyasilerin yüzüne
karşı galiz küfürler eden Çevik Bir ve aveneleri nerede şimdi? 1-2 ay yalandan yatıp çıktılar…
28 Şubat ile alakalı kimse yok hapiste… Hani darbeciler yargılanacaktı. Onun için oy
vermediniz mi o referandumda ey Ak Partililer? Verdiğiniz oyu ve sonucunu neden takip
etmiyorsunuz?
Demek ki neymiş? 2010 referandumunda HAYIR diyen bizler haklı çıkmışız, Erdoğan ve Ak
Partililer yine yanılmış!
SEKİZİNCİ YANILGI: SURİYE – MISIR YANILGISI
Ahmet Davutoğlu Başbakan olarak Recep Tayyip Erdoğan tarafından tercih edildiğinde dedik
ki olmaz, Davutoğlu bu ülkeyi yönetmemeli! Çünkü Dışişleri Bakanlığı tam bir fiyaskoydu. O
zaman Ak Partililer yine bize etmedik laf bırakmadılar. Her neyse; Davutoğlu’nun Dışişleri
Bakanlığı döneminde başlattığı Suriye politikalarına en başından itibaren karşı çıktık.
“Suriye’de Çin ve Rusya gibi ülkelerin milyarlarca dolarlık yatırımları var, Esad’ı size
yedirmezler” dedik, dinletemedik. Davutoğlu çıkıp “Şam’da Cuma namazı kılacağız” dedi.
Sonrasında yıllar geçti ama Davutoğlu bırakın Şam’da Cuma namazı kılmayı; sınırın az
ötesindeki Süleyman Şah’ın türbesini bile oradan kaçırmak zorunda kaldı. Bırakın Şam’da
Cuma namazı kılmayı; Suriye sınırına yakın camilerimizin çoğunu roket tehdidinden dolayı
ibadete kapatmak zorunda kaldık. Aktroller Şam’a, Halep’e plaka numarası bile verip ilhak
ettiler! “Saddam ile karıştırmayın, onun arkasında Rusya ve Çin var” dediğimiz Esad’ın
Baas’ını nihayetinde hala yıkamadılar. Askerimiz mecburen Suriye’ye girmek zorunda kaldı.
Onlarca şehit verdik… Sonuç? Ankara’da ağırladığımız kıçı kırık Salih Müslim ve PYD’ye bile
söz geçiremez olduk. Sonuçta kim haklı çıktı? Erdoğan ve ekibi yanıldı, biz haklı çıktık!
MISIR VE LİBYA FİYASKOSU
Türkiye birçok alanda Mısır ve Libya’ya önemli ihracatlar yapıyordu. Oralarda Türk şirketleri
en büyük ihaleleri alıyordu. Ne var ki Erdoğan ve ekibi Osmanlı rüyaları görmeye başlayınca o
ülkelerde tek bir kibrit çöpü satamaz hale geldik, işadamlarımız oraları terk etmek zorunda
kaldı. Mursi idamla yargılanıyor, Hüsnü Mübarek ise evinde keyif çatıyor. 1974 Kıbrıs Barış
Harekatı’nda Kaddafi’nin Libya’sı olmasaydı uçak kaldıramazdık, onun verdiği yakıtla çıkarma
yaptık. Ama aynı Kaddafi’yi yüzüstü bıraktığımız gibi dengeleri gözetemeyip Libya’da da
Kaddafi sonrası saf dışı kaldık. Biz yapmayın, etmeyin dedik. Mısır – Libya kendi işine baksın
dedik. Ya da akıllı olalım masada olalım dedik. Nafile… Biz yine haklı çıktık, Erdoğan ve ekibi
yanıldı…
16 NİSAN 2017 REFERANDUMUNDA HAYIR ÇIKACAK!
Aslında yazacak o kadar çok şey var ki… Ama bu bile oldukça uzun oldu. Umarım merak edip
okursunuz… Sevgili hemşerilerim; 2010 yılındaki referandumda olduğu gibi bu referandumda
oldu – bitti ye getiriliyor. Şu anda meydanlarda yine aynı hikayeler okunuyor: “Çift başlılık
bitecek, terör bitecek, koalisyonlar bitecek, falan filan” Yahu 15 senedir Sayın Erdoğan kime
söz geçiremedi? Abdullah Gül’ü, Ahmet Davutoğlu’nu, Abdüllatif Şener’i ve daha adını
sayamayacağım birçok kişiyi sildi, bitirdi. Onun sözünün üstüne kim söz söyleyebildi ki? Ak
Parti iktidar olduktan sonra Erdoğan’ın istemediği bir Cumhurbaşkanı mı seçildi bu ülkede?
Abdullah Gül Ak Parti’nin hangi isteklerini geri çevirdi? Şimdilerde Binali Yıldırım, Erdoğan ile
hangi konularda ters düşüyor? Her şeyden önemlisi 15 yıldır bu ülkede tek parti iktidarı
varken, başkanlıkla birlikte hangi koalisyonlar bitecek? Yüksek Yargı, Bakanlar, Üst Düzey
Bürokratlar başta olmak üzere her şey ama herşey bir kişinin eline teslim edilir mi? Size
yukarıda 2002’den beri süre gelen olayları ve yanılgıları tek tek yazdım. Bu kadar çok yanılan
insana bu yetkiler çok değil mi? Bakın gelin; işin sonunda bir kez daha haklı çıktık demeyelim.
Yol yakınken dönelim ve HAYIR diyelim. Görmüyor musunuz tüm meydanlarda, sokaklarda,
televizyonlarda Evet kampanyasından başka bir şey yok. İnsanlar korkusundan binalarına
HAYIR afişi astıramıyorlar. HAYIR diyen gazeteciler işten kovuluyor. Polis, HAYIR broşürü
dağıtanlara izin vermiyor, “Evet broşürü serbest” diyor. Parti devleti olmayalım dostlar…
Dünyadaki 10 büyük ekonominin 9’unda parlamenter sistem var. Gelin bu hatayı işlemeyin…
ABD TİPİ BAŞKANLIĞA BEN DE VARIM
Son olarak ben şuna da varım: Madem Başkanlık sevdası var Sayın Erdoğan’ın; o zaman işi
kaynağından aynen alıp uygulayalım. ABD tipi başkanlık sistemine ben de varım! Sadece
eyaletlere bölmeden, kalan tüm sistemi ABD’den alıp uygulayalım. Ama onu kabul etmiyorlar
çünkü o sistemde Başkan’ın her kararı süzgeçten geçiriliyor, tek adamlık söz konusu dahi
olmuyor.
YÜZDE 52 HAYIR, YÜZDE 48 EVET ÇIKACAK (Hayırlıysa eğer…)
Referanduma iki gün kala ben tahminimi açıklıyorum: Yüzde 52 ve üstünde HAYIR, Yüzde 48
ve altında EVET çıkacak. Memleketimiz için Cenab-ı Hak her şeyin doğrusunu ve güzelini
nasip etsin. Allah (c.c)’a emanet olun!
İletişim: Mrtkse28@gmail.com
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!

    Yorumlar
    Toplam 28 yorum mevcut

  • Murat Köse 2 hafta önce yorumlandı

    facebook'tan yazdığım yazıya ağızlarından lağım akarcasına yorum yazanlar olmuş! hayır dediğim için beni fetöcü ve hain ilan edenler olmuş! facebook hesabım olmadığı için oradan yazamıyorum. şimdi soruyorum o alçaklara: bu ülkenin yarısı hain,fetöcü ve terörist mi? yüzde 49 hain mi? i̇şte bu yüzden hayır dedik! ülkenin yarısına hain diyen bir kitleye karşı mücadele gösterdik! hangi kitapta yazar her iki kişiden birine hain demek? düne kadar fetullah'ın yurtlarına, evlerine dilenci gibi para toplayanlar bana fetöcü diyemez!

  • Mustafa 2 hafta önce yorumlandı

    Yazıyı okuduğumda referandum ile en ufak bir alaka goremedim. Biz 18 maddeyi okuyup oy veriyoruz. Herhalde senin kafa başka yerlerde kalmis. Ayrıca bir yöreye mal olmuş bir web sitesinde siyasi paylaşımların taraflı yapılması doğru deil. Haa git chp den MHP den akp de siyaset yap milliyetci isek sonuna kadar arkanda oluruz.

  • Baris bakan 2 hafta önce yorumlandı

    Bence gereksiz yere uzatmissin...2002 oncesi Turkiyeyi bir dusun ve simdiki Turkiyeye don bak..eger hala eski Turkiye özlemi icinde yasiyorsan devam et mücadelene...Biz eski Turkiyeyi istemiyoruz....musluman dunyasina isik tutan avrupaya adaleti ve insanligi öğreten,ayrica cesareti ve ferasetiyle korku salan buyuk.mureffeh bir Turkiye istiyoruz...Evet çıkarsa iktidar olmaktan cikip Muktedir olma yolunda buyuk bir adim atacagiz evelAllah...Allah bizimledir....Hayir diye cirpinanlarin kimler oldugunu gordukten sonra Elhamdülillah ne kadar dogru yolda oldugumuzu daha iyi.anladik vesselam....

  • caglar @caglar 2 hafta önce yorumlandı

    lakin yazının başlığını "neden hayır demeliyiz" olarak atıp kendi bakış açınızdan ak parti hükümetinin şahsınıza göre bugüne kadar yaptığı yanlışları yazmışsınız. ama bu bir genel seçim değil ki başbakan yada hükümet belirlenmeyecek ki. dolayısıyla hayır denildiğinde hükümet yenilenmeyecek ve yine hükümeti devam ettiren şey evet oyu vermek olmayacak bu sadece bir referandum ve yönetim sistemi belirlenecek. dolayısıyla kişilerin veya partilerin hatalarını değil mevcut sistem ve oylanacak sistemin avantaj,dezavantajlarını düşünmek daha yararlı olur diye düşünüyorum.

  • Şerif KALELİ 2 hafta önce yorumlandı

    Yazının ve yorumların tamamını okudum Çamoluk şartlarında yazan ve yayınlayan için riskli bir yazı olmuş. Böyle farklı görüşte yazıların olması vede sansür yemeden yayınlanması basın adına hoş bir durum. Tek eleştirim biraz uzun bir yazı olmuş. Kim ülkenin geleceğini düşünüp hangi oyu kullanırsa kullansın benim kardeşimdir. Gerilmeye kalp kırmaya gerek yok evetde çıksa hayırda çıksa bu millet bu vatanın bölünmesine izin vermez. Siyasiler ortamı fazlaca gerdi.

  • Abdullah 2 hafta önce yorumlandı

    Adam bir yazı yazmış. Okuyup öyle değil de böyle diyen yok. Körü körüne adama hücum ediliyor.insanların birbirine saygı göstermediği yerde yönetim biçiminin ne olduğu hiç önemli değildir.Evetinde hayırında canı cehenneme.

  • Arif duyan 2 hafta önce yorumlandı

    Tam okuyordum ki merak akşener
    İsmini gördüm ki tamam buda fetocu dedim okumaya bile gerek Dursun durumda bu gün kalami yazmak sana tavsiyem biraz samimi ve dürüst olunki bu millet size deger versin sondakka golü atmaya çalışıyorsun ama yemezler

  • Murat Köse 2 hafta önce yorumlandı

    9) herkes herkesle aynı partiyi, aynı görüşü savunmak zorunda değil! özellikle düne kadar fetullah'ın yurtlarından çıkmayan, sohbetlerinden ayrılmayan, stv'den başka kanal izlemeyenler bugün kalkıp bize fetö'cü felan demesin sakın. çamoluk dediğiniz küçük bir yer. herkes herkesi gayet iyi tanıyor. çok şükür o taraklarda hiç bezimiz olmadı bizim.

    10) bundan 5-6 sene önce fetoşculara kim karşı gelse hain ilan edilip terörist diye içeri tıkılıyordu. bugün de sizler aynı şeyi yapmayın. bir gün adalet ve hukuk size de lazım olur. birgün gelir haksız yere başkaları da size hain der. dolayısıyla kimseyi tanıyıp etmeden yaftalamayın!

    11) eğer evet çikarsa, ben oturup memleket kötü gitsin diye dua mı edeceğim? ben de bu ülkede yaşıyorum. o zaman da oturup inşAllah ben yanılmışımdır, inşAllah böylesi hayırlıdır diyeceğim. bu ne düşmanlık arkadaş ne oluyoruz yahu? ne ara bu kadar kindar, düşman olduk. yarın savaş çıksa omuz omuza çarpışacağız bu ülkede... lütfen saygı, lütfen hoşgörü...

  • Murat Köse 2 hafta önce yorumlandı

    6) ortaokuldan başlayarak tüm öğrencilik hayatımda siyasetle iç içe olup öğrenci liderliği yapmış biri olarak; üniversitede pkk ile mücadele edip çatıştığımız için defalarca soruşturma geçirmiş biri olarak, günümü gün edip gezip tozmak yerine vaktimi hem sokakta hem masada vatanseverliğe ayırmış biri olarak soruyorum: siz hangi teraziye koyarak beni fetöcü, kandilci felan ilan ediyorsunuz?

    7) çok şükür ne fetoşcuyuz ne hainiz! çok şükür barzani ile, şivan perver ile tek kare fotoğrafımız yok. çok şükür kürt paçavrasını bırakın göndere çekmeyi, elimize bile almadık. gördüğümüz yerde yaktık!

    8) ben kimseye evet dediği için dil uzatmazken, siz kendinizde bu hakkı nereden buluyorsunuz? eleştiren düzgünce eleştirsin. ama yok fetö'cü yok hain yok bilmem ne? artık vazgeçin bu işlerden. bu ülkede herkes hürdür, düşüncesinde de özgürdür! kavga etmeden, kötü söz kullanmadan siz de yazın. ben de sizin yazdıklarınızı okuyayım. bundan daha güzel ne olabilir?

  • Murat Köse 2 hafta önce yorumlandı

    2) bir diğer konu ise ben siyaseten meral akşener'i değil prof dr. ümit özdağ'ı destekliyorum. (ama meral akşener'in de fetö ile en ufak bağlantısı olmadığını iyi biliyorum)

    3) ben bu ülkenin vatandaşıyım. yazımda kimseye küfür - hakaret etmedim. evet diyenler haindir demedim. siz neden aynı saygı ve hoşgörüyü bize karşı göstermiyorsunuz? kandil hayır dediği için tüm hayır diyenleri terörist görmek nasıl bir kafadır? bir pkk'lı ile aynı futbol takımını tuttuğunuzda siz de terörist mi oluyorsunuz? (ayrıca kürtler hayır değil evet diyecek, göreceğiz yarın)

    4) kimisi biryerlerden almış copy paste yapıp bana yol yaptık, hastane yaptık demiş. ben yapmadı demedim ki! bu dünyada hiç kimse yüzde 100 yanlış değildir. dolayısıyla ak parti de mutlaka doğru işler yapmıştır. bunu kimse inkar edemez.

    5) ben hayati öneme sahip konularda erdoğan'ın genelde yanıldığını söyledim. bunu kendisi açıkça "aldatıldık" diyerek kabul ettiği halde sizin kabul etmemeniz ne kadar doğru karar verin!

  • Murat Köse 2 hafta önce yorumlandı

    1- yazdığım yazıyı okumadan ezbere yorum yapan arkadaşlar için yazımı 4-5 cümleyle özetleyip neye itiraz ettiklerini soracağım:

    a) fetullahçılar konusunda ak partiyi yıllarca uyardığımız halde bizi dinlemeyip destek oldular. sonunda fetullahçılar hain çıktı. biz haklı çıktık ak parti yanıldı dedim.

    b) çözüm sürecinin başarılı olmayacağını, aksine pkk'yı güçlendireceğini söyledik ama ak parti bizi dinlemedi. sonunda biz haklı çıktık dedim.

    c) ergenekon ve balyoz davaları fetullahçıların kumpası dedik. askerlere kıymayın dedik. ak parti bize yine inanmadı ama sonunda biz haklı çıktık dedim.

    d) suriye konusunda en başından oralara karışmayalım, esad kolay devrilmez, akılcı yol izleyelim dedik ama ak parti bizi dinlemedi. sonunda biz haklı çıktık dedim.

    e) ve tüm bu dediklerimde ak parti ve erdoğan hatalarını kabul edip anladıkları halde siz seçmen olarak neyi kabul etmiyorsunuz anlamıyorum. yukarıda yazdığım maddelerin hangisi yanlış peki?

  • Muhlis EKINCI 2 hafta önce yorumlandı

    Ergenekon balyoz çekiç.Her ne işe bu ülkede bir cunta geleneği var.Bu adamlar konjokturel sebeplerle tutuksuz yargılanıyor.Aklanmadilar.Aklanamazlar.zira bunların darbe planlarını ve darbe girişimlerini inkar etmek akla ziyan.
    EVET % 67 Sn köse
    RTE kime söz geçiremedi! Sözü garip.Adam canını zor kurtardı. 15 temmuzda.Cuntacılar kol kolaydı.Türkiyenin en büyük partisinin başkanı partisini kapanmaktan zor kurtardı.İrticai odak olarak kayıtlara geçirdiler.Bir oyla kendini kurtardı.Neyi yapamadı sözüne cevap şu.Daha ne yapabildiki azizim.Demokrasinin içine edenler şimdi kuzu postuna bürünsede biz onlari iyi biliriz.Türk demokrasi tarihi buna şahit.SP nin Hayır demesi tamamen Patalojik bir durum.partilerimiz defalarca kaptanları gömeceğiz siyasi tarihe.Millete dönün derim.Yalanların binası olmaz.

  • Mustafa Tepetam 2 hafta önce yorumlandı

    Bu güne kadar olan olayların en güzel analizini yapıp bizlere kısa net vede öz olarak anlaşılır bi dilde yazmıştır.tebrik ederim lakin biat ci kütük kafala ra bunu anlatmak imkansız.yorum yapan lar eminin su yazıyı bi defa okumamistir. Başlığa bakıp kendini siyaset uzmanı zannetti.bi yorum da ben edeyim dedi.

  • Kazım Karaçoban 3 2 hafta önce yorumlandı

    haklı olduğunuz konularda başkalarının söz söylemesinden korkmamak gerekir.

    yorumlardaki üslup,birbirimiz kırıcı olmamalı.
    neticede, aynı ilçenin insanlarıyız.
    acımızda birarada, sevincimizde yine birarada olan insanlarız.

    lütfen biraz daha hoşgörülü olalım bir birimize karşı.

    kazım karaçoban

  • Kazım Karaçoban 2 hafta önce yorumlandı

    peki sebebi nedir yükselmesinin?
    tabiiki istikrar.
    aynı fabrika 2002'den önce para etmeyip daha sonra değerini katladıysa, benim kanaatim; öncekilerin yanlış yaptığıdır.
    yani istikrarsızlık.
    yine hatırladığım kadarıyla özal dönemi olabilir.
    türk telekom'un değeri 20 milyar dolarlarda iken, ülkemizin içine düştüğü buhran nedeniyle 1 milyar dolara düşmüştü.
    en sonunda 6,5 milyara satılabildi.(kiralandı 21 yıllığına)
    yani i̇stikrarın olduğu dönemlerde şirket değerleri yükselir, kaos ve krizlerde düşer.
    yeni yönetim sisteminde de, kaosların son bulması amaçlanıyorsa o zaman...

    yanılma konusuna gelince; gelince, racep tayyip erdoğan'ın yanılgısından bahsederken öne çıkan isim olan meral akşener;
    kendi siyasi hayatında defalarca yanılmış 3 siyasi partiye intisap etmiş ve son partisnden de kovulmuştur.
    diyeceğim o dur ki; yazarın yazısını okuyup, haksız gördüğünüz noktalarını, kendi doğrularınız la bertaraf etmeliyiz.

    devamı var...

  • Kazım Karaçoban 2 hafta önce yorumlandı

    arkadaşlar öncelikle şunu belirtmeliyim ki; çamoluk haber şahsın değil, tüm çamolukluların sesidir.
    ticari bir kaygı gütmeyen çamoluk haber;milli ve manevi değerlere zarar vermeyen tüm görüşlere açıktır.

    murat köse'nin yazısının referandum öncesine denk gelmesi, yazarın kendi tercihidir.
    biz; çamoluk adına söyleyecek sözü olan herkesin "kriterler çerçevesinde" çamoluk haber'de söyleyebilceğini ilan ettik 7 yıl önce.
    geçen zaman süresince de bunda sebat ettik.

    murat kösenin yazısına gelince:
    yorumu yazdığım saatte, yazının okunma sayısı 42, ancak, yazıya yorum yapanların sayısı bir kaç katı.
    bu demek oluyorki; yazıyı okumadan yorum yapıyoruz.
    ayrıca kazım karaçoban olarak, yazıyı okuduğumda, neden "evet"denmesi gerektiği ortaya çıkıyor kanaatimce.
    size bir örnek vereyim.
    erdemirin özelleştirmesinden bahseden bölüm.
    erdemir çelik fabrikalarının 3.1 dolara özelleştiğini, oysa şimdi değerinin satılan değerden katbe kat yukarıda olduğunu
    yazıyor.
    evet doğrudur.
    devamı var...

  • Adem 2 hafta önce yorumlandı

    Algi operasyonu yapmayin biz çamoluk evet diyoruz

  • VEYSEL 2 hafta önce yorumlandı

    Ben buna baştan aşağı Rahmetlinin ifadesiyle: Hadi ordan, diyorum

  • İncimeva tepeyurt 2 hafta önce yorumlandı

    Öyle bi sallamışsınızki biz dedik biz dedik diye sorması ayıptır erdogandan önce siz vardınız bu dediklerinizi neden yapmadınız ülkemiz tepesi aşagı bataga giderken insanlar hastane bulamazken bankalar hortumlanırken siz vardınız iktidarda neden kurtarmadınız şimdi Tayyip erdogan memleketi düze çıkarıncamı bizdedik erdogan yapmadı diyorsunuz Erdogan uslubunu dovosta yahudinin karşısında bozarkenmi işleriniz ters gitti anlamadım insanlar uyandı artık bu masallarla uyutmak için bi hayli geç kaldınız sanırım her müslümanım diyenin görevidir evet demek bırakın erdoganı bu bir vatan meselesidir vesselam ama Anlayana tabi

  • dursun karsavran 2 hafta önce yorumlandı

    Murat kardeşim biraz eksikler var ama konuyu gene de güzel analiz etmişsin Ama biz yine haklı çıktık her seferinde haklı çıktık Söylemlerine bakılınca seni bir anda gerçek bir milli görüşçü zannettim
    çünkü milli görüş hükümetle ilgili söylemlerinde yüzde 99 haklı çıkmıştır

  • caglar 2 hafta önce yorumlandı

    murat kardeşim öncelikle teşekkür ederiz düşüncenizi paylaştığınız için.her görüşe saygı duymalı, eleştirinin gelişmeye araç olduğunu düşünmeli ve her zaman barış içinde hareket etmeliyiz. onun için herkesin görüşü önemlidir ve saygı duyulmalıdır. lakin yazının başlığını "neden hayır demeliyiz" olarak atıp kendi bakış açınızdan ak parti hükümetinin şahsınıza göre bugüne kadar yaptığı yanlışları yazmışsınız. ama bu bir genel seçim değil ki başbakan yada hükümet belirlenmeyecek ki. dolayısıyla hayır denildiğinde hükümet yenilenmeyecek ve yine hükümeti devam ettiren şey evet oyu vermek olmayacak bu sadece bir referandum ve yönetim sistemi belirlenecek. dolayısıyla kişilerin veya partilerin hatalarını değil mevcut sistem ve oylanacak sistemin avantaj,dezavantajlarını düşünmek daha yararlı olur diye düşünüyorum.

  • Yılmaz akarçeşme 2 hafta önce yorumlandı

    Yazıyı baştan sona okudum yüzde yüz hepsi doğru yüreğine sağlık

  • Ahmet Akarçeşme 2 hafta önce yorumlandı

    Sayın Akşener cümlesini görünce
    Okuma gereği duymadım.
    Yeğen.

  • Mustafa Şapaloglu 2 hafta önce yorumlandı

    Genel anlamda güzel bir Analiz olmuş önemli olan kişiler değil uygulanan tek tarfli politikalar dır Hayırlı sı olsun

  • Bahattin 2 hafta önce yorumlandı

    Bu cediklerinin 100/1 ne bile katilmiyorum..senin o zamanki bahs ettigin refahyolcular bugunun fetoculari bunlara biraksaydi tayyip erdogan hersey istediniz gibi olurdu belki ama bu vatan icin son olurdu..suriye irak olurdu...refahyol u savunuyorsaniz simdiki bence sizde konyadaki gibi vatan hayini seref yoksunu chp li ilce teskiltlarina vidip birlik fotosu cekilin derim

  • fikret kuzjaya 2 hafta önce yorumlandı

    Çok yanılıyorsunuz pazar akşamı görüşrüz

  • Milletin Adamı... 2 hafta önce yorumlandı

    Kazım Bey...
    Bu yazının referandumdan iki gün önce yayınlanması ile neyi amaçladınız?
    %90 larla Erdoğan'a destek vermiş bir ilçe olan Çamoluk'ta, bu yazıdan etkilenip eğer bir tane bile HAYIR oyu çıkarsa bunun vebali size yeter de artar bile...
    Bizim bir sıkıntımız yok evelAllah, %60 yakın EVET oyu zaten çıkacak lakin, sizin darbeden sonraki Erdoğan söylemlerinizi bir anda tersine çeviren bir yazıyı yayına almanız size karşı düşüncelerimizi tamemen olumsuza çevirdi.
    İnşAllah ne demek istediğim anlaşılır...
    Syg.

  • Dursun Duyan 2 hafta önce yorumlandı

    Bizler de tahminde bulunabilirmiyiz %60-65 arası evet
    %30-35 arası hayır

TÜM YORUMLAR
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
SAYFALAR
ARŞİV